Kamu Ne Kadar Harcamalı?
Zirvede Finlandiya ve Fransa gibi güçlü refah devleti örnekleri var; alt bantta ise İrlanda ve Kore gibi özel harcama payı yüksek ve genç demografiye sahip ekonomiler dikkat çekiyor. Türkiye %33,9 ile alt-orta grupta yer alıyor.
Farkın temelinde kamu hizmetlerinin kapsamı bulunuyor. Nordik ve kıta Avrupası ülkelerinde evrensel sağlık, emeklilik ve aile destekleri, uzun süreli bakım ve kamusal eğitim/altyapı daha geniş bir yer tutuyor. Daha düşük oranlı ülkelerde ise sağlık ve emeklilikte özel finansman ağırlığı daha yüksek olurken, vergi tabanı görece dar ve mali disiplin öncelikli konumda yer alıyor.
Fransa’da “sosyal transfer” olarak adlandırılan kalemler en çok emekli aylıkları, sağlık geri ödemeleri ve hastane finansmanı, aile ve konut yardımları ile işsizlik ödeneği üzerinden ilerliyor. Yani günlük hayatta emeklilere yapılan ödemeler, reçete/tedavi bedellerinin kamu tarafından karşılanması, çocuklu ailelere destekler ve işini kaybedenlere yapılan ödemeler bütçede büyük pay alıyor.
Harcamalar genel olarak sosyal koruma, sağlık, eğitim, savunma-güvenlik, altyapı & enerji dönüşümü ve faiz giderleri kalemlerine gidiyor. İrlanda ve Kore’de sağlık ve emeklilikte özel finansman kamuya göre daha baskın konumda yer alıyor.
2030’a giderken bazı ülkelerde pandemi dönemindeki geçici destekler çekildikçe oran gerileyebilir; yaşlanma, jeopolitik savunma ve yeşil dönüşüm gibi başlıklar ise başka ülkelerde oranı yukarı itebilir.
Yüksek kamu harcaması: artılar/eksiler
Artılar: krizlere karşı tampon, eşitsizlikte azalma, insan sermayesinde güçlenme.
Eksiler: yüksek vergi/borç yükü, verimsizlik riski, crowding-out (özel yatırımların kamusal harcamalar nedeniyle sıkışması).
Not: Değişimler yüzde puan cinsindendir.





